28 Kasım 2014 Cuma

Asrın Dakikası

Hiç inanır mı göz,dakikalarla asırların birmiş gibi ilerlediğine?
Dakika dediğin bir göz kırpma,asır dediğin bir hayat bükme.
Oysa öyle bir an gelir ki bazen bir dakikayı bir asra değişmezsin,
an gelir ki bir asrı bir dakikaya sığdıramazsın.
Zordur kabullenmesi bazı şeyleri mesela;
Sırtını dönüp bahara kışa gitmesi,
Kışı bırakıp baharda üşümesi,
Yardan vazgeçip sere kapılması.
Kuş olup kanattan,
Kul olup ''rab''dan uzaklaşması.
Rüya olup ona gitmesi,
Gerçek olup sana gelmesi.
Hoştur bilmesi bazı şeyleri mesela;
Karanlığı anlayıp yıldızı sevmesi,
yıldızı bilip aya tutulması.
Yaradanı bilip yaradılanı sevmesi,
Yaradılanı bilip yaradana ulaşması.
Umut etmesi güzeldir aşkı,
Aşktan vazgeçmesi sükunettir.
Gel gör ki bir kanun düzenlemesidir hayat kimi zaman zorla sınanan,
Kimi zaman hoşla ödüllendiren.
Bilemezsin ''şer'' kimden gelir ''hayır'' kimden.
Gün gelir şer dediğine Amin,şükür dediğine ıslah dersin...

27 Kasım 2014 Perşembe

Sen ve Ben

Ben olmayı unuturcasına sen olmak inanmak bazen körü körüne bir uçuruma kendini bırakmak kadar korkunç bir o kadarda cesaret isteyen bir durum... yıllar yılı bir dev bir ''aşk'' timsali bir ''kahraman'' belki bir romeo belkide karşılıksız bir aşkın bıçkın aşığı sen.üzerine binlerce devrik cümle kurulacak ''adam'' bazen bir çocuk bazen bir arkadaş bazen bir düşman olan küçük adam.hayranlıklarımın başkentiydi sevgin,bazen şımarıklıklarımın ülkesi bazende mutluluklarımın sokağı.sevgisinde güven bulduğum adam hangi başkentin yalanı artık?hangi rüzgarın esintiler ülkesi?hangi mutsuzlukların sokağı?hiç olmayacak hiç umulmayacak hayal kırıklıklarının içerisinde kendim olmaktan vazgeçmek üzereyim kendim olurken sana inandım çünkü kendim oldukça her yeminde her gidişte bir kere daha belki bu defa diyerek bir umut çiçeği daha yeşerttim kalbimde ama her defasında hayal kırıklıklarıyla soldu o umut çiçekleri.yol ayrımındayım artık ya ben ben olmaktan geçicem ya sen olmaktan ben ben olmalıyım ben seni böyle hatırlamalıyım.vedaları oldum olası sevemedim bana göre değiller kime neye karşı olursa olsun hep tadı acı geldi bana.aklımda kalbimde hayatımda kalan bir parça senide kaybetmemek için belkide bu son yol ayrımıydı.belki ikimiz içinde yolların en çetrefillisi olacak ama en sağlamı olmalı giderken kimse üzerine birşey diyememeli ne sen ne ben ne 3.çoğul şahıslar.vakit bu vakit ya çanlar vedalar için çalıyor şarkılar gidişler için dinleniyor cümleler ayrılıklar üzerine kuruluyor.belki sevgiyi tadamadım sende ama en inandığım şeyi güveni tattım ve şimdi ona ihanet edecek kadar yok olmuşsun kirliliklerde.unutma her gidişin elbette bir gün dönüşü olacaktır karanlık ülkelerin prensi ama benim güneşli ülkemin karanlıklar ülkesine doğmayacak kadar inancı var.sana yeni benliğinde saadetler dilerim kendimeyse bol hayal kırıklı aylar seneler...

27 Kasım 2013 Çarşamba

PİÇ

Her kalp biraz kırık birazda mağrurdur aslında...
piç bir çocuğun sevilmekten anladığı şeydir bazen ''aşk''
bazense bir kanser gibidir vücuduna sinsice yayılan...
her ikisininde farkına varmazsın aslında aşk'ın her hali acı halidir bilemezsin.
sen kollarını açıp seni sımsıkı sarması için dua edersin ''o'' ise hep daha fazlasını ister
daha fazlasını veremediğin her noktada o na  göre aşk'sız sana göre ''aşık'' lık halini alır bedenin.
çünkü ''aşk''ın en masum halidir bedelsiz olanı,bedeli biçilen herşey artık değersizdir
çünkü ''aşk'' bir bedel değil bir yaşam şeklidir...

11 Kasım 2013 Pazartesi

Hastayım bugün ve de bir hayli kırgın.
Ölüm döşeğinde bir aşkın son isteğiyim,
Yaşanan her şey bir film gibi gözümün önünden geçiyor
VE her geçişinde bir ayrı yerden kırılıyor sol'um.
Oysa sen sol yanımın sol devrimi aklımın anarşist düşünceleriydin.
Gözlerinden dünyaya bakmak ay'ı güneş güneş'i ay gibi görmek kadar aykırıydı toplumun düzenine.
Kalbinin tek sahibi olmaksa bir haklı işgalin sonuçları kadar anlam yüklüydü.
Seni sevmeyi istemek ise bir ölünün son arzusuydu,
Bir filmin başrolü,
Bir kalbin devrimi,
Bir aklın anarşisti,
Bir toplumun düzensizliği
VEbir haklı işgalin sonucuydu
O halde
Allah biten tüm aşklara rahmet eylesin...

6 Kasım 2013 Çarşamba

aşkın dört mevsimi

hayatımın dört mevsimi,kışımı yaz yazımı kış,ilkimi son bahar yapan düşlerimin sevgilisi...
geçmişimin hatırası geleceğimin umudu,karalar bağlamış kabuslarımın en güzel rüyası,hayallerimin dünyadaki silueti neredesin?
gönlümün kırılan binlerce parçasını sevgi sevgi yapıştıran hayatımın başkenti neredesin?sensiz soluğumun alıp verilen her anını kayıp zannetmeme neden olman da nedendir ey aklı firarım?
zaman hiç birşeyi iyileştirmiyor sevgi sevgi yapıştırdığın gönlü aynı yerden kırmak istemende nedendir? 
hangi saçma aklın ürünüdür aşkı akılla terbiye etmek?
aşk akılla değil sevgiyle terbiye olur sevgili,aşk sabırla beslenir ticaretle değil aşkın ticareti de neymiş bu hangi bozuk düzenin uydurmasıdır?
aşkı pazara çıkarmakta neyin nesidir aşkın pazarı olmaz sevgili açık arttırma değildir bu ne zamanki aşk bir pazar olur o zaman yıkılır tüm sevgi duvarları çıplak kalır aşk kimsesiz yetim bir çocuk gibi.sorulan tüm sorular anlamsız kalır tıpkı kimsesiz bir çocuğa elma şekeri verip kandırmak gibi.sen aşkını kimsesiz bırakırsan aşkın seni çoktan terk etmiştir.sen hayatımın başkenti ayrılıklarımın başkenti olmayı seçeli çok zaman olmuş üzerine sorulacak binlerce soru çözülecek binlerce bilmeceyle hızla terk etmiş aşk ardındakilere bakmadan.bakakalmış anlamını yitiren mevsimler,tek bir kelime kalmış aşktan yana aşka hiç yakışmazcasına o da ''hoşçakal''...

10 Ekim 2013 Perşembe

A.Ş.K

A.Ş.K kapıyı çalınca...
alfabenin en kısa ama belkide üzerine en çok cümle kurulan kelimesidir AŞK
üç harften oluşan etkisi üç ömre bedel bir söylemdir...
AŞK,yıllar yılı hep en acı sandığımız acıların baş kahramanı oldu bir mecburiyet 
bir ihtiyaç bir ekmek bir su bazen bazı yerlerde hayat.
AŞK,bir ozanın sazında binlerce tını bir şairin kelimelerinde binlerce anlam,bir danscının ruhunda binlerce kıvrım...
AŞK,bazen selpak satan bir çocuğun selpaklarına olan bağlılığı,bazen tartıcı bir çocuğun tartayımmı deyişi kadar ölçülemez...
AŞK,bir işçinin nasır tutmuş elinin verdiği acı kadar emek dolu...
AŞK,bazen gebe bir annenin bebeğine bağlılığı kadar bağlı....
AŞK,....

AŞK'ın kapıyı çalışıyla beraber başlar hayatla olan dansı,harfler oynamaya eklemeler olmaya başlar o üç harfe AŞK-ŞAKA halini alır neye uğradığını şaşırırsın bir sofinin ilahi aşkı kadar baş döndürmeye başlar bir sarhoşluk halini alır hayatın VE aşk kapıyı kapatınca da biri çıkar karşına ŞAKAydı der sen işte ancak ozaman anlarsın aşkın kapıyı çaldığını....

25 Eylül 2013 Çarşamba

karanlık ülkeler prensine...

ben olmayı unuturcasına sen olmak inanmak bazen körü körüne bir uçuruma kendini bırakmak kadar korkunç bir o kadarda cesaret isteyen bir durum...
yıllar yılı bir dev bir ''aşk'' timsali bir ''kahraman'' belki bir romeo belkide karşılıksız bir aşkın bıçkın aşığı sen.üzerine binlerce devrik cümle kurulacak ''adam'' bazen bir çocuk bazen bir arkadaş bazen bir düşman olan küçük adam.hayranlıklarımın başkentiydi sevgin,bazen şımarıklıklarımın ülkesi bazende mutluluklarımın sokağı.sevgisinde güven bulduğum adam hangi başkentin yalanı artık?hangi rüzgarın esintiler ülkesi?hangi mutsuzlukların sokağı?hiç olmayacak hiç umulmayacak hayal kırıklıklarının içerisinde kendim olmaktan vazgeçmek üzereyim kendim olurken sana inandım çünkü kendim oldukça her yeminde her gidişte bir kere daha belki bu defa diyerek bir umut çiçeği daha yeşerttim kalbimde ama her defasında hayal kırıklıklarıyla soldu o umut çiçekleri.yol ayrımındayım artık ya ben ben olmaktan geçicem ya sen olmaktan ben ben olmalıyım ben seni böyle hatırlamalıyım.vedaları oldum olası sevemedim bana göre değiller kime neye karşı olursa olsun hep tadı acı geldi bana.aklımda kalbimde hayatımda kalan bir parça senide kaybetmemek için belkide bu son yol ayrımıydı.belki ikimiz içinde yolların en çetrefillisi olacak ama en sağlamı olmalı giderken kimse üzerine birşey diyememeli ne sen ne ben ne 3.çoğul şahıslar.vakit bu vakit ya çanlar vedalar için çalıyor şarkılar gidişler için dinleniyor cümleler ayrılıklar üzerine kuruluyor.belki sevgiyi tadamadım sende ama en inandığım şeyi güveni tattım ve şimdi ona ihanet edecek kadar yok olmuşsun kirliliklerde.unutma her gidişin elbette bir gün dönüşü olacaktır karanlık ülkelerin prensi ama benim güneşli ülkemin karanlıklar ülkesine doğmayacak kadar inancı var.sana yeni benliğinde saadetler dilerim kendimeyse bol hayal kırıklı aylar seneler...!!