Gelin ağabeyler ablalar drama gelin hayata gelin….
ayakkabını boyayayım mı ağabey ! +45
hangi uçtasınız boyayım mı boyamı?
zoruma gidiyor 45 yaşındaki amcanın +15 yaşında
bıyığı terleyememiş genç delikanlının ayakkabısını boyaması ama değiştiriyor mu
zoruma gitmesi yok hiç bir işe yaramıyor o kadar uç sınırlarda yaşıyoruz ki
ezen burnunun ucundan ezileni göremiyor ya ak ya kara ya herru ya merru yok
başka bir yol kimileri bardağında viskisi yudumlarken sıcak şöminesinin önünde
kimi sokakta onun attığı kuru ekmeği suyla yumuşatıp yemenin peşinde kimse
sırça köşkünden kafasını çıkarıp da bakmaz çöpte ekmek eşeleyen insana daha da
doğrusu insan görünümlü onun gözünde hayvana sınırlarımızın ortası yok ya her
zaman ezensin yada her zaman ezilemeye mahkum olan.....
yüzyıllardır süre gelen tükenmek bilmeyen bir gelenek aslında sanılan
şey desek daha doğru olur.yıllar yüzyıllar öncesinde daha derebeylik döneminden
feodalizme feodalizmden sözde demokrasiye
kadar süre gelen bir şey .çağımızın ülkemizin ve dünyanın bugün ki en büyük
problemi bu değil mi aslına bakarsanız yüzeysel değil de derinlerden bakarsanız
olaya.yaşadığımız dünyada politikadan tutunda hanelere kadar hanelerden tutun
da halka halkçılığa kadar halkçılıktan tutunda tutuculuğa kadar hepsinin çıkış
noktası da bu değimlidir zaten….
20 yaşında günümüz gençlerinden olarak işe
magazinsel boyuttan başlamak istiyorum.etrafımıza bir bakalım kim kiminle
nerede ne yapıyor bugünlerde en çok ekmek getiren sektör adam kadınla yolda
geziyor bu uğurda flaş flaş flaaşşş diye ana haberler bile bülten değiştiriyor
akabinde adam kendi el emeği olmadan yanında uşaklarıyla film yapıyor dizi
yapıyor değiniyor bir drama reytinglerin ardı arkası kesilmiyor…para para para
gelsin paracıklar peki ya benim sokaktaki insanım ne halde ne durumda ne yapar
nasıl yaşar? Kim kiminle nerede ne yapıyor banane bundan benim halkım nerede
nasıl ne şartta yaşıyor benim için önemli olan bu.ana haber bültenlerinin amacı
ne halk halk sadece ünlülerden oluşmuyor kusura bakmayın birazda inin şu
sokaklara bakın bakalım istanbulun arka sokaklarındaki küçücük çocuktan
koskocaman adama kadar ne halde veya şehr-i vanın yaraları ne durumda kanamakta
hala sızlamakta hala denilmiyor ki bu ülkenin doğusundan batısına ne halde
demeyin ki bana değiniliyor hayır efendim değinilmiyor sadece değinilmek
istenilene değiniliyor o kadarcık.neden biz böyleyiz elimize gazeteyi aldığımız
zaman ilk baktığımız magazinsel siyaset veya 5N 1K neden biz bu kadar
tüketiciyiz de üretici konumuna gelemiyoruz.
Günümüzde
insanların iş bulma olasılığına bakıyoruz da kardeşim nerede ekmek aslanın
midesinde midesin de bile değil bulunamamakta ki yenilsin…işsizlik azaldı
deniliyor evet aslına bakılırsa azaldı peki bu azalma hangi insan modeline göre
yapıldı ilkokul mezununa göre mi lise
mezununa göre mi üniversite
mezununa göre mi veya çift üniversite mezununa göre mi bu çok büyük
çelişkidir.bugün parasal açıdan herkes sırça köşkünden çıkıp elini hatta yok
yok parmağını taşın altına koysa bugün Türkiye bu durumda olmazdı kimse çok bir
şey istemiyor arkadaş sadece sen sıcak yatağındayken birde van da çadırda donan
veya yanarak ölen bebeği düşün yeter o zaten
veya hiç olmadı mı düşün hemen evinin önünde ki senin yemeye tenezzül
etmediğin yemeği çoluk çocuğuna götürmek isteyen babayı çokta uzağa gitmene
gerek yok aslında bak çok yakınındalar görmek istersen ama ne kadar
görebilirsin ki bunları görebilsek zaten bu durumda olmazdık.alıyorsun işe 40 yaşında
ki adamı suyu çıkana kadar çalıştırıyorsun hakkındır çalıştırmak lafım yok
işverensin ama hangi gün patron koltuğundan kalkıp da yanlarına gidip nasılsın
deme zahmetinde bulundun dur aslında buna net bir cevabım var tabi ki
hiç…arkadaş nereye gidiyoruz biz sokağa
çıkıyorum hani en başında değinmiştim ya zoruma gidene bakıyorum 45 yaşında
amca 15 yaşındaki gencin ayakkabısını boyuyor boyasın ekmeğini taşı sıkıp
suyunu çıkararak kazansın lafı sözü olan namerttir ama bir bakmışsın ki ne
göresin amcamın ayakkabısını boyadığı gençcik babasından görmüş ya üzmeyi ne biçim boyuyorsun hayret bir şey madem bilmiyorsun bu yaşta
neden ayakkabı boyuyorsun git evinde otur demesi kolay gençcik sen sıcacık
evinde kulağına takıp kulaklığı hülyalara dalarken o adamın kuru ekmek
götürmesi gereken bir ailesi var ama kızmamak lazım gençciğe ne yapsın babadan
böyle görme şaşmamak lazım yahu neredeyiz biz anneler babalar bari
çocuklarınızı böyle yetiştirmeyin benzetmeyin kendinize alet etmeyin kirli duygularınıza tertemiz
çocukları geleceğe insan kazandırın insancık değil.dönüp şöyle bir vanıma
gitmek istiyorum yaşadık bir felaket belli ki kolay kolay silinmeyecek izi
dinmeyecek yaraları bitmeyecek dramı kolay kolay üzülüyoruz evet herkes üzülüyor insani
vicdani duygular taşıyan herkes hem de fakat hani neredesiniz ayda bir bina
bitiren müteahitler şimdide gelin
elinizi koyunda taşın altına yapıverin hayrınıza iki tane üç tane ev gerek yok
gökdelene istemiyor kimse onu şunu da belirtmek isterim ki sözüm meclisten
dışarı üzerine alınması gereken her birey alınabilir üzerine . hani nerede oluk
oluk dışa yatırım yapan yerli zenginlerimiz yetmedi mi Ankara ya İstanbul a
diktikleriniz şimdi de memleketinizin yaralarını iyileştirmek için yapsanıza
birkaç çamsakızı çoban armağanı ama pardon unutmuşum oralarda daha değerli
değil mi mal varlığı ne gerek var zaten viran olmuş yıkılmış benim sandığım ama
hak etmediğim memlekete yatırım yapmaya az da olsa yara kapatmaya çalışmaya ben
alırım ailemi giderim paşa paşa
yerleşirim bir şehre banane van yıkılmış işime bakarım ben öyle değil kardeş
sen bu toprağın insanıysan ve varsa elinde imkan yapman gerek yapamıyorsan otur
şapkanı önüne alda bir düşün ben neyim diye eminim birçok insana göre hiçsin
nitekim ben o insanların çıkmayan sesiyim duymalısın beni bunu yapamıyorsan
hiçsin aksini düşünen olduğunu zannetmiyorum.başkalaşmayalım artık insani
duygularımızı kaybetmeyelim yıkılan her
şeyi yerine getirmek için hepimiz el ele yürek yüreğe verelim kimse kimseyi ne
hor görsün ne ezsin nede terk etsin …
Uzun lafın
kısası artık insanlık kazansın istiyorum artık farkındayım istememle olmuyor
ama en azından dile getirmeyi kendime
borç biliyorum ben.ses veriyorum en azından sesi çıkmayanların sesi olmaya
çalışarak.çok uç noktalarda yaşıyoruz
kuru ekmek bulamayan baba bebeğini emziremeyen anne varken düşmeyelim
artık havyarı zeytin sanmış yok efendim burnunu sildiği peçeteyle ağzını silmiş
davasına.farklılaşmamak farkında olmak temennisiyle….
AVŞİN AYHAN
0 yorum:
Yorum Gönder