29 Nisan 2013 Pazartesi

gül-mek

düşünmek insanı bazen yorar bazen dinlendirir mi sahiden? Peki ya hayat?sizde hiç şu yaşta yaşamaktan sıkıldınız mı bazen bazende delicesine tutkulu bağlandınız mı hayata? Keşkelerim olmadı şu hayatta her zaman iyi ki dedim yada olacağı varmış dedim öyle yada böyle avuttum kendimi,küçük şeylerle mutlu olabilmenin yolunu keşfettim acılar çekerek.bazen etrafımdakileri suçladım yaşadıklarım için şu olmasaydı bu olmasaydı şöyle olmasaydı böyle olmasaydı diye.sonraları fark ettim aslında kimsenin bir suçu yokmuş yaşanmışlıklarım da şu yada bu değilmiş suçlu olan çünkü benmişim anlamsızı anlamlandıran,anlamlıyı anlamsızlaştıran.en çok kafamı yastığa koyduğum zaman yalnızlık çalar kapımı yoğunlaşır yoğunlaşır yüreğim beynimden bağımsız çalışmaya başlar tamamen sonra süzülür iki yaş gözümden hepte sol gözümden akmaya başlar hani sol gözünüzden akıyorsa ilk yaşınız mutsuzluk yaşlarıdır derler ya o misal benimki de.sonra yoruluyorum ve uyuyakalıyorum gün ağarmaya başlarken gün doğumunu görürken içimde bir umut yeşermeye başlıyor anlamsız bir gülümseme yayılır yüzüme sonra dahada bi iyi anlarım gülümsemenin kıymetini daha iyi anlarım umut etmenin değerini ve sonra yine derim "gülmek güzeldir"...

0 yorum:

Yorum Gönder