uğruna savaşmamız gereken en masum şey olan aşktan geriye ne kaldı artık koskoca bir kirlilik öyle değilmi?oysa herzaman seven masum sevilense nankör olmadımı?atı üstü üç harften oluşan şu kelime "AŞK" masumluğunu kaybetti artık okunuşu anlamı duruşu değişti.
Ağlamanın en kıdemli hali
şevkatin en muhtaç hali
Kalbin ise en ritimsiz hali
olup çıkıverdi ortaya.ilk önceleri ilkokulda küçüklük aşkı denen bir durumla başladık çocukca aklımızla büyükleden gördüğümüzle sonra sonra çocukluk aşkı yerini lise aşklarına bıraktı en deli en coşkulu dönemlere belkide aşkımız için vazgeçtiğimiz herşeye.genç delikanlı genç hanımefendi aşkı ne kadar uzun sürdüyse okadar parmakla gösterilesi oldu ama kim bilebilirdiki gün gelince onun bile çok anlamsız geleceğini.en nihayetinde aklımıza büyük aşk diye birşey soktular işte orda başladı hikayenin en acı tarafı hepimiz kendimizi bir aşk masalına kaptırdık gittik yıllar yılı acılar çektik uğruna şiirler yazılar yazdık gün geldi adına "hayat" dedik.sonra ne mi oldu ortaya "nankörlük ve sadakatsizlik" diye birşey çıktı aşkın tüm büyüsü bozuldu aşık olan mutsuzluğa köleleştirildi aşık olunan ise riyakarlığa.bir cümlenin iki öznesi vardır aslında aşta biri gerçek özne biri gizli özne.gerçek özne herzaman önplandadır yaşadıklarıyla yaptıklarıyla oysa gizli özne öyle saklıdırki sol'unda taşıdığının içini açmak için adeta 7ayrı dereden 7ayrı su getirmek gerekir.peki ya neden uğruna savaş verilen en masum şey "aşk" a ne olduda böyle kirlendi uğruna savaşılmaktan utanılır hale geldi çünkü insanlar artık birbirlerine dürüstlüklerini kaybetti insanların kalbi şeffaf değilken aşkları ne kadar şeffaf olabilirki zaten...
0 yorum:
Yorum Gönder